Şu hisler ne garip şeyler değil mi? Anla anla bitmiyor. Hissiyatı yaşa yaşa bitmiyor. Bir anda kendini içinde buluyorsun sadece. O bilinçdışı zamanında içine düştüğün şey iyiyse ve seni mutlu ediyorsa ne ala, varsın sürsün gitsin. Hatta keşke sürekli böyle olsa dersin. Peki seni sıkıntıya sokan kaygı, endişe, tanımsızlık, depresyon veren hislerse içine düştüklerin?
O zaman da o hislerden kurtulmak için elinden geleni yaparsın. Uyuşturursun kendini. Ya içersin, ya arkadaşlarına gidersin, ya da film falan izlersin. Sürekli sana iyi hissettirecek pasif şeyler yaparsın. Unutmak için. O his o kadar rahatsız eder ki seni ne doğru dürüst uyuyabilirsin, ne de iş görebilirsin. Yaşamak istemiyorsundur ki!...
His öyle yoğundur ki bir daha o hissin içinden çıkamayacağını zannedersin. Gelip gidip kurtulduğunu sandığın şey gene bulmuştur seni. Bu kızgınlığın bunadır. Onca uğraşı ve büyüdüğünü sanmanın ardından gene bu kuyunun içindesindir. Her şeyin gelip geçici olduğu bilgisine haiz olmana rağmen bu sana hiç de inandırıcı gelmemektedir.
Bazen de o histen kaçmaz ve anlamaya çalışmak istersin. Bu durumlardan bazılarında ise o hisle o kadar yoğun muhatap olursun ki en sonunda seni kurtaracak olan fikir belirir zihninde. Anlamışsındır. Anlayınca özgürleşirsin. Anlayınca tüm sıkıntılarının kaynağının sen olduğunu ferahlarsın. Ne aptalmışım dersin; neye odaklanmışım ne yaratmışım dersin. Neden öyle hissetmiş olduğunu fark etmişsindir nihayet. Bu fark ediş öyle güçlüdür ki bir daha o hisse düşmeyeceğini zannedersin.
Oysa düşersin. Çünkü unutursun. Neyi hatırladığını tekrar tekrar unutursun. Aynı hatayı tekrar tekrar yaparsın çünkü. Sonra yine kendini o kırılgan, hassas ve alıngan tutum içine sokarsın. Bir de bakmışsın yine aynı. Yine sen beklentilerinin esirisin, yine bunları göremedin, yine diptesin. Hata sende işte. Çünkü sevmenin bu olmadığını unutuyorsun her seferinde.
İşte şimdi unutmamak için yazıyorum. Hatamı varlığımın derinliklerine kadar anladığım için yazıyorum. Bundan sonra dönüp baktığımda içimi rahatlatacak bir referansa; kendimden kaynaklı bir referansa sahip olacağım bilinciyle yazıyorum.
Biraz önce yaşadığım rahatlama ve anlayış gerçek bir bilginin anlayışıydı. Sevincin ve mutluluğun ne kadar doğal, üzüntü, ayrılık ve kederin ne kadar suni olduğunun bilgisi. İçten gelen mutluluk ve huzur; her şeyin yolunda olduğu hissi. Bu nasıl sağlanır?
Karşındakinden beklentilerine göre şekillendirdiğin her şey dönüp dolaşıp seni yaralayacaktır. Bundan vazgeç. Kendi değerinin senin tarafından verilmesiyle, karşındakinden bir şey beklememekle, ondan gelecek şeye bağımlı olmamakla; bunun ne kadar sakat bir durum olduğunun farkındalığıyla, halihazırda zaten değerli olduğunun, bunun için herhangi bir onaya ihtiyaç duymadığının bilinciyle yaşa.
Sevgi dilenciliği ve beklentiler kırılması gereken birer puttur. Sevgi dilenerek alınmaz. Varsa verilir. Yoksa da yoktur zaten. Bunu anla, kabul et; veremeyeni affet, iyi niyetle bırak gitsin. Herkesin birer insan olduğunu ve kabul edemeyeceğin şeyler de yapabileceklerini anla. Bunları kabul et. Ve affet, affet, affet. Kendini de affet. Kendine yaşattığın eziyet için.
Bir kez daha başkasına bağlı iyi hissetme psikolojisinin sende yarattığı semptomları bir düşün. Bunun için bile bu davranışı bırakmaya değmez mi? Bu inadı kırmak gerekmez mi? Bu kadar hassasiyet egon için. Böyle sevgi olur mu?
Kırgınlık denilen şey egonun arkadan dolaşıp sana şirin görünme ve kendini haksızlığa uğramış hissettirme çabasıdır. En nihayetinde tatmin olmak için şiddet ve manipülasyon içerir. Bunda sevgi yoktur. Paylaşım zorlama halindeyse bırakılmalıdır. Beklenti halinde olan şey sevgi değildir. Çünkü sevgi beklenti halinde değildir. Sevgi sevinç halindedir, heyecan halindedir. Bunları yaşadığı ve yaşattığı için karşıdaki sevilmiştir. Bu frekans tekrar yakalanamıyorsa yalvarsan da olmaz. Ego o yaşadığı sevinç ve hissettiği mutluluğa bağlanmak ister; bunu sağlayanı, bunu tetikleyeni Yaratıcının ve kendi içinden gelen kaynakların yerine koyar. Onları birer put haline getirir. Sonra da sahiplenmek için uğraşır da uğraşır. Habire oyun, habire manipülasyon v.s. En şeytani olanlarını dener. Her şey o hissettiği şeyden bir ufak kırıntı daha almak için. Ne yazık.
Oysa o saatten sonra yapılacak olan tek şey negatif üretmeden sevince odaklanma becerisidir. Bırakmaya odaklanmak hüznü doğurur. Sevincine odaklan! Ne fark ediyorsun?
O zaman da o hislerden kurtulmak için elinden geleni yaparsın. Uyuşturursun kendini. Ya içersin, ya arkadaşlarına gidersin, ya da film falan izlersin. Sürekli sana iyi hissettirecek pasif şeyler yaparsın. Unutmak için. O his o kadar rahatsız eder ki seni ne doğru dürüst uyuyabilirsin, ne de iş görebilirsin. Yaşamak istemiyorsundur ki!...
His öyle yoğundur ki bir daha o hissin içinden çıkamayacağını zannedersin. Gelip gidip kurtulduğunu sandığın şey gene bulmuştur seni. Bu kızgınlığın bunadır. Onca uğraşı ve büyüdüğünü sanmanın ardından gene bu kuyunun içindesindir. Her şeyin gelip geçici olduğu bilgisine haiz olmana rağmen bu sana hiç de inandırıcı gelmemektedir.
Bazen de o histen kaçmaz ve anlamaya çalışmak istersin. Bu durumlardan bazılarında ise o hisle o kadar yoğun muhatap olursun ki en sonunda seni kurtaracak olan fikir belirir zihninde. Anlamışsındır. Anlayınca özgürleşirsin. Anlayınca tüm sıkıntılarının kaynağının sen olduğunu ferahlarsın. Ne aptalmışım dersin; neye odaklanmışım ne yaratmışım dersin. Neden öyle hissetmiş olduğunu fark etmişsindir nihayet. Bu fark ediş öyle güçlüdür ki bir daha o hisse düşmeyeceğini zannedersin.
Oysa düşersin. Çünkü unutursun. Neyi hatırladığını tekrar tekrar unutursun. Aynı hatayı tekrar tekrar yaparsın çünkü. Sonra yine kendini o kırılgan, hassas ve alıngan tutum içine sokarsın. Bir de bakmışsın yine aynı. Yine sen beklentilerinin esirisin, yine bunları göremedin, yine diptesin. Hata sende işte. Çünkü sevmenin bu olmadığını unutuyorsun her seferinde.
İşte şimdi unutmamak için yazıyorum. Hatamı varlığımın derinliklerine kadar anladığım için yazıyorum. Bundan sonra dönüp baktığımda içimi rahatlatacak bir referansa; kendimden kaynaklı bir referansa sahip olacağım bilinciyle yazıyorum.
Biraz önce yaşadığım rahatlama ve anlayış gerçek bir bilginin anlayışıydı. Sevincin ve mutluluğun ne kadar doğal, üzüntü, ayrılık ve kederin ne kadar suni olduğunun bilgisi. İçten gelen mutluluk ve huzur; her şeyin yolunda olduğu hissi. Bu nasıl sağlanır?
Karşındakinden beklentilerine göre şekillendirdiğin her şey dönüp dolaşıp seni yaralayacaktır. Bundan vazgeç. Kendi değerinin senin tarafından verilmesiyle, karşındakinden bir şey beklememekle, ondan gelecek şeye bağımlı olmamakla; bunun ne kadar sakat bir durum olduğunun farkındalığıyla, halihazırda zaten değerli olduğunun, bunun için herhangi bir onaya ihtiyaç duymadığının bilinciyle yaşa.
Sevgi dilenciliği ve beklentiler kırılması gereken birer puttur. Sevgi dilenerek alınmaz. Varsa verilir. Yoksa da yoktur zaten. Bunu anla, kabul et; veremeyeni affet, iyi niyetle bırak gitsin. Herkesin birer insan olduğunu ve kabul edemeyeceğin şeyler de yapabileceklerini anla. Bunları kabul et. Ve affet, affet, affet. Kendini de affet. Kendine yaşattığın eziyet için.
Bir kez daha başkasına bağlı iyi hissetme psikolojisinin sende yarattığı semptomları bir düşün. Bunun için bile bu davranışı bırakmaya değmez mi? Bu inadı kırmak gerekmez mi? Bu kadar hassasiyet egon için. Böyle sevgi olur mu?
Kırgınlık denilen şey egonun arkadan dolaşıp sana şirin görünme ve kendini haksızlığa uğramış hissettirme çabasıdır. En nihayetinde tatmin olmak için şiddet ve manipülasyon içerir. Bunda sevgi yoktur. Paylaşım zorlama halindeyse bırakılmalıdır. Beklenti halinde olan şey sevgi değildir. Çünkü sevgi beklenti halinde değildir. Sevgi sevinç halindedir, heyecan halindedir. Bunları yaşadığı ve yaşattığı için karşıdaki sevilmiştir. Bu frekans tekrar yakalanamıyorsa yalvarsan da olmaz. Ego o yaşadığı sevinç ve hissettiği mutluluğa bağlanmak ister; bunu sağlayanı, bunu tetikleyeni Yaratıcının ve kendi içinden gelen kaynakların yerine koyar. Onları birer put haline getirir. Sonra da sahiplenmek için uğraşır da uğraşır. Habire oyun, habire manipülasyon v.s. En şeytani olanlarını dener. Her şey o hissettiği şeyden bir ufak kırıntı daha almak için. Ne yazık.
Oysa o saatten sonra yapılacak olan tek şey negatif üretmeden sevince odaklanma becerisidir. Bırakmaya odaklanmak hüznü doğurur. Sevincine odaklan! Ne fark ediyorsun?

